Algoritmalar bize bir ayna tutuyor. Ama bu ayna, yüzümüzü değil davranışlarımızı yansıtıyor. Ne izlediğimizi, ne tıkladığımızı, nerede durduğumuzu, neyi yarıda bıraktığımızı bunların hepsini kaydediyor ve zamanla bize bir profil oluşturuyor.

Yazarken Dikkatini Algoritmalara Kaptırmamak

Telefonunu elime alıyorum. Beş dakika sonra bırakıyorum. Ne okuduğumu hatırlamıyorum. Bu, tesadüf değil. Algoritmalar bize bir ayna tutuyor. Ama bu ayna yüzümüzü değil, davranışlarımızı yansıtıyor. Ne izlediğimizi, ne tıkladığımızı, nerede durduğumuzu kaydediyor. Sonra bize en çok durduğumuz şeyi geri veriyor.

Yazıyı Oku
Okuyucu yorgunluğu, okumayı öldürmüyor. Sadece standartları yükseltiyor. Dikkatini hak etmeyen içerikten kaçıyor okuyucu. Hak edenden kaçmıyor.

Okuyucu Yorgunluğu: Herkes Yazıyor, Kimse Okumuyor

İnternette her gün 7,5 milyon blog yazısı yayınlanıyor. Sen bu satırları okurken, bir yerde 500 yazı için daha Yayınla butonuna basıldı. Peki sen kaç tanesini okudun? Bir düşünce deneyi yap. Bugün kaç tane yazı yada makaleye tıkladın? Kaç tanesini gerçekten sonuna kadar okudun? Kaç tanesini yarıda bıraktıp kapattın?

Yazıyı Oku
Blog yazmak, internetin sonsuz arazisine bir gecekondu dikmek değil; temeli sağlam bir gökdelen inşa etmektir. İlk katı çıkmak zordur, evet. Ama 10. kata geldiğinde manzara değişir.

Blog Yazmak: Tüketimden Dijital Otoriteye Geçiş (2026)

Türkiye’de sabah uyanıyorsun. Telefonunu eline alıyorsun. Instagram’da başkalarının hayatını, Twitter’da (X) başkalarının kavgalarını, YouTube’da başkalarının başarılarını izliyorsun. Saatlerce kaydırıyorsun. Günün sonunda elinde ne var? Hiçbir şey. Sadece yorgun bir baş parmak ve tükenmiş bir dopamin rezervi. Sen bir tüketicisin. Ve bu sistemde tüketiciler sadece birer veri noktasıdır; ürün sensin.

Yazıyı Oku
Blog yazarlığı öldü mü? Hayır, sadece evrim geçirdi. 2026 blog istatistikleri, yapay zeka tehdidi ve yeni SEO kurallarıyla dijital dünyada nasıl ayakta kalacağınızı verilerle anlatıyoruz.

2026 Blog İstatistikleri Raporu: Simülasyon Evreninde “Gerçek” Kalma Sanatı

Jean Baudrillard, Simulacra ve Simülasyon adlı eserini yazdığında, gerçeğin yerini alan kopyaların bir gün dünyayı ele geçireceğini söylemişti. O gün geldi çattı. 2026 yılına girerken internet, artık insanların değil; botların botlara içerik ürettiği, algoritmaların kendi kuyruğunu kovaladığı devasa bir “yankı odasına” dönüştü. Peki, yaşadığımız evin, penceresinden bakıp gerçek bir ağacı, gerçek bir atı görebilen bizler; bu dijital gürültüde nasıl hayatta kalacağız?

Yazıyı Oku
Geçtiğimiz günlerde, Evren Soyuçok’un “Blog Yazarlığında 20 Yılı Doldurdum” başlıklı yazısını okudum. Kısa değildi, ama hiç bitmesin istedim.

Evren Soyuçok için..

Geçtiğimiz günlerde, Evren Soyuçok’un Blog Yazarlığında 20 Yılı Doldurdum” başlıklı yazısını okudum. Kısa değildi, ama hiç bitmesin istedim. Çünkü orada sadece bir blog yazarının yıl dönümü kutlaması yoktu; orada bir ömrün sessizce akan günlerine, yazıya tutulmuş bir aynaya bakışı vardı. Ve o ayna ister istemez beni de içine çekti. Kendi yıllarıma, kendi yazılarıma, kendi suskunluklarıma.

Yazıyı Oku