1960’larda New York’ta bir sanat isyanı başladı. Eleştirmenler isim aradı: ABC sanatı, soğuk sanat, dizisel sanat. Sonunda tutunan isim Minimalizm oldu.
Yazıyı Oku
1960’larda New York’ta bir sanat isyanı başladı. Eleştirmenler isim aradı: ABC sanatı, soğuk sanat, dizisel sanat. Sonunda tutunan isim Minimalizm oldu.
Yazıyı Oku
Boş bir Word belgesi, beyaz bir ekran ve ekranın sol üst köşesinde ritmik bir şekilde yanıp sönen o acımasız imleç.. Çoğu yazar, blog yazarı, öğrenci veya içerik üreticisi için bu manzara, dünyanın en korkutucu manzaralarından biridir.
Yazıyı Oku
Sen şu an bu satırları okurken, ben muhtemelen başka bir şeyler yazıyorum. Ya da hiçbir şey yazmıyorum, sadece ekrana bakıyorum, kafamda yarım kalmış bir cümle dönüp duruyor.
Yazıyı Oku
Telefonunu elime alıyorum. Beş dakika sonra bırakıyorum. Ne okuduğumu hatırlamıyorum. Bu, tesadüf değil. Algoritmalar bize bir ayna tutuyor. Ama bu ayna yüzümüzü değil, davranışlarımızı yansıtıyor. Ne izlediğimizi, ne tıkladığımızı, nerede durduğumuzu kaydediyor. Sonra bize en çok durduğumuz şeyi geri veriyor.
Yazıyı Oku
Bir kullanıcı adın vardı. Gerçek adın değil. Ama o adla öyle şeyler söyledin, öyle tartışmalar yürüttün ki gerçek adından daha gerçek hissettirdi bazen.
Yazıyı Oku
Bilgisayar ekranının o soğuk beyazlığı yüzüne vuruyor. İmleç, sanki sabırsız bir kalbin ritmi gibi yanıp sönüyor. Her yanıp sönüşte sana aynı sessiz soruyu soruyor: “Neden duruyorsun? Neden hala bir kelime bile yok? Hani sen yazardın?”
Yazıyı Oku
İnsanlık tarihi, alet yapımının tarihidir. İlk taş baltadan buhar makinesine, matbaadan internete kadar icat ettiğimiz her teknoloji, aslında fiziksel veya zihinsel kapasitemizin bir uzantısı olmuştur. Araba ayaklarımızın, vinç kollarımızın, telefon ise sesimizin uzantısıdır. Ancak 2023 yılı ve sonrasında yaşananlar, bu lineer ilerlemenin ötesinde bir kırılma noktasına işaret ediyor.
Yazıyı Oku