İşte tam bu noktada, yazarlık dünyasının en kadim, en kurtarıcı ve en güçlü kurallarından biri devreye girer: Önce yaz, sonra düzenle. Diğer bir deyişle; serbest yazım (freewriting).

Önce Yaz, Sonra Düzenle!

Boş bir Word belgesi, beyaz bir ekran ve ekranın sol üst köşesinde ritmik bir şekilde yanıp sönen o acımasız imleç.. Çoğu yazar, blog yazarı, öğrenci veya içerik üreticisi için bu manzara, dünyanın en korkutucu manzaralarından biridir.

Yazıyı Oku
Sen şu an bu satırları okurken, ben muhtemelen başka bir şeyler yazıyorum. Ya da hiçbir şey yazmıyorum sadece ekrana bakıyorum, kafamda yarım kalmış bir cümle dönüp duruyor. Ama şunu biliyorum: Bir yerde, bir ekran karşısında, benim yazdıklarımı okuyan biri var. Ve bu düşünce beni her seferinde duraksatıyor.

Siz Okurken, Benim Aklımdan Geçenler!

Sen şu an bu satırları okurken, ben muhtemelen başka bir şeyler yazıyorum. Ya da hiçbir şey yazmıyorum sadece ekrana bakıyorum, kafamda yarım kalmış bir cümle dönüp duruyor. Ama şunu biliyorum: Bir yerde, bir ekran karşısında, benim yazdıklarımı okuyan biri var. Ve bu düşünce beni her seferinde duraksatıyor.

Yazıyı Oku
Saatler harcadın. Araştırdın, yazdın, düzelttin, yayımladın. Sonra beklemeye başladın. Bir gün geçti. İki gün. Admin paneline baktın, insanlar okumuş. Ama yorum bölümü bomboş.

Blog Yazdın, Kimse Yorum Yazmadı: Suç Kimin?

Saatler harcadın. Araştırdın, yazdın, düzelttin, yayımladın. Sonra beklemeye başladın. Bir gün geçti. İki gün. Admin paneline baktın, insanlar okumuş. Ama yorum bölümü bomboş. Bu his tanıdık geliyorsa, yalnız değilsin. Türkçe blogların büyük çoğunluğu bugün aynı sorunla boğuşuyor: Okuyucu var, yorum yok.

Yazıyı Oku
Okuyucu: Blog yazmaya yeni başladıysan veya tavsiye dolu içeriklere rağmen sonuç alamadıysan bu yazı tam sana göre.

Blog Yazma Tavsiyelerinin %80’i Neden Yanlış?

Okuyucu: Blog yazmaya yeni başladıysan veya tavsiye dolu içeriklere rağmen sonuç alamadıysan bu yazı tam sana göre. Haftada 3 gün yaz, SEO’ya odaklan, niş seç ve bırakma. Bunları muhtemelen yüzlerce kez okudun. Peki neden hâlâ işe yaramadığı hissine kapılıyorsun? Çünkü bu tavsiyeler doğru ama sana yanlış veriliyor. İçeriğinde bilgi eksikliği yok; sorun, o bilginin hiçbir bağlam gözetilmeden dağıtılması.

Yazıyı Oku
İnternetin hafızası silinirken, biz de onunla birlikte biraz kaybolduk. Hatırla, bir kullanıcı adın vardı. Gerçek adın değil. Ama o adla öyle şeyler söyledin, öyle tartışmalar yürüttün, öyle dostluklar kurdun ki gerçek adından daha gerçek hissettirdi bazen. O zamanlar şuan adını bile hatırlamadığın onlarca küçük forumda, başka bir sen yaşadı. Ve o sen, artık hiçbir yerde yok.

Forumlarda Geçen Yıllar: Bir Neslin Kayıp Arşivi

İnternetin hafızası silinirken, biz de onunla birlikte biraz kaybolduk. Hatırla, bir kullanıcı adın vardı. Gerçek adın değil. Ama o adla öyle şeyler söyledin, öyle tartışmalar yürüttün, öyle dostluklar kurdun ki gerçek adından daha gerçek hissettirdi bazen. O zamanlar şuan adını bile hatırlamadığın onlarca küçük forumda, başka bir sen yaşadı. Ve o sen, artık hiçbir yerde yok.

Yazıyı Oku
Okuyucu yorgunluğu, okumayı öldürmüyor. Sadece standartları yükseltiyor. Dikkatini hak etmeyen içerikten kaçıyor okuyucu. Hak edenden kaçmıyor.

Okuyucu Yorgunluğu: Herkes Yazıyor, Kimse Okumuyor

İnternette her gün 7,5 milyon blog yazısı yayınlanıyor. Sen bu satırları okurken, bir yerde 500 yazı için daha Yayınla butonuna basıldı. Peki sen kaç tanesini okudun? Bir düşünce deneyi yap. Bugün kaç tane yazı yada makaleye tıkladın? Kaç tanesini gerçekten sonuna kadar okudun? Kaç tanesini yarıda bıraktıp kapattın?

Yazıyı Oku