Boş bir Word belgesi, beyaz bir ekran ve ekranın sol üst köşesinde ritmik bir şekilde yanıp sönen o acımasız imleç.. Çoğu yazar, blog yazarı, öğrenci veya içerik üreticisi için bu manzara, dünyanın en korkutucu manzaralarından biridir.
Yazıyı Oku
Boş bir Word belgesi, beyaz bir ekran ve ekranın sol üst köşesinde ritmik bir şekilde yanıp sönen o acımasız imleç.. Çoğu yazar, blog yazarı, öğrenci veya içerik üreticisi için bu manzara, dünyanın en korkutucu manzaralarından biridir.
Yazıyı Oku
Sen şu an bu satırları okurken, ben muhtemelen başka bir şeyler yazıyorum. Ya da hiçbir şey yazmıyorum sadece ekrana bakıyorum, kafamda yarım kalmış bir cümle dönüp duruyor. Ama şunu biliyorum: Bir yerde, bir ekran karşısında, benim yazdıklarımı okuyan biri var. Ve bu düşünce beni her seferinde duraksatıyor.
Yazıyı Oku
Saatler harcadın. Araştırdın, yazdın, düzelttin, yayımladın. Sonra beklemeye başladın. Bir gün geçti. İki gün. Admin paneline baktın, insanlar okumuş. Ama yorum bölümü bomboş. Bu his tanıdık geliyorsa, yalnız değilsin. Türkçe blogların büyük çoğunluğu bugün aynı sorunla boğuşuyor: Okuyucu var, yorum yok.
Yazıyı Oku
Bu listeyi hazırlarken bir kural koydum: Her yazı farklı bir siteden, her biri sana farklı bir şey öğretsin. Teknik bilgiden yazma psikolojisine, SEO’dan hikaye anlatımına kadar 10 farklı kaynak, 10 farklı perspektif.
Yazıyı Oku
Okuyucu: Blog yazmaya yeni başladıysan veya tavsiye dolu içeriklere rağmen sonuç alamadıysan bu yazı tam sana göre. Haftada 3 gün yaz, SEO’ya odaklan, niş seç ve bırakma. Bunları muhtemelen yüzlerce kez okudun. Peki neden hâlâ işe yaramadığı hissine kapılıyorsun? Çünkü bu tavsiyeler doğru ama sana yanlış veriliyor. İçeriğinde bilgi eksikliği yok; sorun, o bilginin hiçbir bağlam gözetilmeden dağıtılması.
Yazıyı Oku
Bir öneri listesi beni benden iyi tanıdığında ilk kez tuhaf hissettim. Sonra bu his geçmedi. Birkaç yıl önce, geç bir gece, Spotify bana hiç duymadığım bir şarkıyı önerdi. Açtım. İlk on saniyede içim sıkıştı o türden bir sıkışma; güzel bir şeyle karşılaştığınızda boğazınızda toplanan şey.
Yazıyı Oku
İnternetin hafızası silinirken, biz de onunla birlikte biraz kaybolduk. Hatırla, bir kullanıcı adın vardı. Gerçek adın değil. Ama o adla öyle şeyler söyledin, öyle tartışmalar yürüttün, öyle dostluklar kurdun ki gerçek adından daha gerçek hissettirdi bazen. O zamanlar şuan adını bile hatırlamadığın onlarca küçük forumda, başka bir sen yaşadı. Ve o sen, artık hiçbir yerde yok.
Yazıyı Oku
İnternette her gün 7,5 milyon blog yazısı yayınlanıyor. Sen bu satırları okurken, bir yerde 500 yazı için daha Yayınla butonuna basıldı. Peki sen kaç tanesini okudun? Bir düşünce deneyi yap. Bugün kaç tane yazı yada makaleye tıkladın? Kaç tanesini gerçekten sonuna kadar okudun? Kaç tanesini yarıda bıraktıp kapattın?
Yazıyı Oku