Selam blogculuk dünyasının güzel insanları! Ben A.., bu küçük sitenin editörü, daha doğrusu yazanı, çizeri, her şeyi. Bugün, arefe gününün sabahında, içimden sizinle şöyle samimi samimi, dost sohbeti gibi bir şeyler paylaşmak geldi.
Hızlı Yazar benim için bir blogdan öte; bazen içimi döktüğüm bir defter, bazen sizinle dertleştiğim bir kahve masası. “Neleri Kaçırıyoruz?” yazısından “Minimalizm Efsaneleri”ne, “Pomodoro Tekniği”nden “WordPress Ping Servisleri”ne kadar uzanan yazılarla, hem kendime hem size bir şeyler anlatıyorum.

Gelin, bu sefer Hızlı Yazar’ın benim için ne olduğunu, blog yazmanın hayatımdaki yerini en içten halimle konuşalım.
Sitemde bir motto var: “Kişisel Blog – İşletmeler, bireyler, öğrenciler, akademisyenler ve hatta yazarlar bile, bloglama yoluyla farklı amaçlarla iletişim kurabilirler.” Bunu yazarken aklımda kendim vardım aslında.
Hızlı Yazar, benim içimi dışa vurduğum bir yer. Mesela, “Neleri Kaçırıyoruz?” yazısını bir akşam, elimde bir bardak çay, yorgun argın yazdım. Gün boyu koşturmuşum, bir an durup “Ben neyi kaçırıyorum?” dedim. Sonra klavyeye sarılıp içimi döktüm. O yazıyı yazmak, sanki bir arkadaşla dertleşmek gibiydi.
Yazdığım şeyler hep içimden gelenler. Minimalizmi keşfederken kafamda dönenleri, Pomodoro’yla zamanımı toparlamaya çalışırken yaşadıklarımı, WordPress’te blogumu büyütürken öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Hızlı Yazar, hem benim kendimi bulduğum hem de size “Hadi, gelin beraber düşünelim” dediğim bir alan. Her yazıda “Acaba bu sana da iyi gelir mi?” diye geçiriyorum içimden.
Blog Yazmak: İçimi Dökmek, Seninle Bağ Kurmak
“Hızlı Yazar”da Türk blog dünyasının capcanlı olduğundan bahsetmiştim ya, işte o dünyanın bir parçası olmak beni çok mutlu ediyor. Blog yazmak, içimdekileri dışarı atmanın en güzel yolu. Yazıyı bitirip “Yayınla”ya basınca, oh, bir rahatlıyorum! Ama asıl keyif, sizden gelenler.
İletişim sayfasında “Merhaba erenler. Bu sayfadaki Bir cevap yazın kısmı üzerinden bana mesaj gönderebilirsiniz” yazdım, çünkü gerçekten sizinle konuşmak istiyorum. Gelen bir “Bu yazıyı sevdim” yorumu, bir “Ben de deneyeceğim” mesajı yüzümü güldürüyor. Sanki uzaktan uzağa bir kahve içiyoruz. Blog yazmak, sadece benim içimi dökmem değil; seninle kurduğumuz bir muhabbet.
“Neleri Kaçırıyoruz?” yazısında kendime de sordum: Gerçekten neleri kaçırıyorum? İş, sosyal medya, yapılacaklar listesi derken kendimi unutuyorum bazen. İşte o anlarda klavyenin başına geçiyorum. Blog yazmak, benim için hayatın hızında bir durak.
Mesela, “Pomodoro Tekniği”ni yazmadan önce kendim denedim. 25 dakika yazdım, sonra kalkıp bir çay koydum. Hem yazım bitti, hem kendime bir iyilik yaptım. Hızlı Yazar’da bunları paylaşırken, belki sen de o telaşın içinde kendine bir mola verirsin diye umuyorum.
“Minimalizm Efsaneleri”ni yazarken, bu fikri hayatıma nasıl kattığımı düşündüm. Minimalizm benim için eşya atmak değil, kafamdaki fazlalıklardan kurtulmak. Yazarken de öyle; uzatıp dolandırmadan, içimden geldiği gibi yazıyorum. Hızlı Yazar’ın sade hali, benim tarzım işte.
“WordPress Ping Servisleri” gibi teknik bir şeyi bile, sana çay masasında anlatır gibi yazıyorum. Çünkü yazılarım sana bir şey katsın istiyorum, hem de yormadan, içten içe.
Blog Yazmak Bana Ne Kattı?
Türk blog dünyasına bayılıyorum; sosyal medyanın hızına inat, burada derin derin konuşabiliyoruz. Hızlı Yazar, benim dijital dünyada attığım bir adım. İleride bloglar daha da özelleşir belki, teknoloji değişir, ama ben bu samimi halimi korumak istiyorum. Yazarken içimden geçen o sıcaklık, hep kalsın diye. Twitter’da iki kelimeyle geçiştirdiğim bir şeyi, burada seninle uzun uzun paylaşıyorum; bu bana çok iyi geliyor.
İki Satırla Bitireyim
Hızlı Yazar, benim küçük sığınağım, içimi döktüğüm yer ve seninle muhabbet ettiğim bir köşe. Bu yazıyı yazarken kendimi bir kez daha buldum; umarım sana da bir şey katar. Hayat hızlı akıyor, ama durup yazmak, seninle paylaşmak beni mutlu ediyor.
Hızlı Yazar’ın lafıyla bitireyim: “Hızla akan günler arasında, küçük ama değerli anları kaçırmayalım.” Ramazan bayramınızı da tebrik ediyorum.
Hadi, yorumda buluşalım; sen neler düşünüyorsun, anlat bana!




Selam, bu blogu düzenli olarak takip etmeye çalışan bir okurun olarak bu blogda beni çeken iki şey var.
1) Blog tarzının 2005 – 2010 arası Internetini bana anımsatması. Herkesin sosyal medyada fink atmadığı, blogların RSS üzerinden takip edildiği ve her blogun ayrı bir tadı olan, esaslı dönemler.
2) Teknik konuları dahi kendine has tarzınla edebileştirebilmen ve yazdıklarının akıp gitmesi.
Bu vesileyle iyi bayramlar dilerim. 😊
selamlar Onur, 5 gündür yorumuna cevap yazmaya çalışıyorum. Şimdi fırsatını buldum, kusura bakma.
Blogun eski internet ruhunu hatırlatması, işte tam da bu yüzden yazmaya devam ediyorum. O dönemlerin samimiyeti, bağımsızlığı ve kişiselliği bambaşkaydı.
Teknik konuları o dönemin ruhuyla harmanlama çabamı da fark etmiş olman ayrıca sevindirdi. Zira ne anlatırsam anlatayım, düz bilgi vermek yerine, içine biraz ruh katmaya çalışıyorum. Okuyanın sıkılmadan, hatta keyif alarak okuması önemli benim için.
Senin gibi okurlar oldukça, yazmaya devam etmek için hep bir sebebim olacak. Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. 🎉😊
Selam, Türk blog dünyasını bende çok seviyorum. Hemde çok. Ben blog dünyası ile 10+ yıl önce tanıştım. Çok uzun süre yazdım. Sonra bir dönem, bir kaç yıl ara vermek zorunda kalmıştım. Geri döndüğümde ise eskiden okuduğum blog yazarlarının bir çoğunun halen yazmaya devam ettiğini göründe çok mutlu olmuştum. Bu blogda benim için öyle. Hızlı Yazar’da benim yıllardır okuduğum, takip ettiğim bloglardan birisi. Sizi şahsen tanımıyor olsamda yazılarınızı, samimiyetinizi seviyorum. Gelişen teknoloji, evrimleşen sosyal medya kültürüne rağmen blog kültürü hep birlikte yaşatacağız. Sevgiler.
Merhaba Mustafa! Bu içten mesajın için çok teşekkür ederim, gerçekten mutlu oldum. Blog dünyasının o samimi, özel havası hepimizi bir araya getiriyor, değil mi? 10+ yıllık blog serüvenin ve geri dönüş hikayen çok ilham verici. Hızlı Yazar’ı yıllardır takip etmen, yazılarımı ve samimiyetimi sevmen benim için büyük bir onur. Evet, sosyal medya, teknoloji ne kadar değişirse değişsin, blog kültürünün o eşsiz ruhunu hep birlikte yaşatacağız! Sevgiler benden, umarım sen de yazmaya devam edersin! ✍️
Bazı yazarlarla gerçekten kanlı canlı oturup yüz yüze konuşasım aynı havayı soluyasım geliyor. Onlardan birisin bil istedim 🙂
Bu sözlerin çok değerli, içten içe dokunuyor insana. Böyle hissettirebiliyorsam ne mutlu bana. Aynı havayı soluma isteği karşılıklı olsun; kelimelerin ardında bir insan olduğunu bilmek, yazıyı daha da gerçek kılıyor. Geçmişte, (Burada eskiden kelimesini bilinçli olarak kullanmadım. Bazı şeyler geçiyor ama eskimiyor.) forum buluşmaları olurdu. Bir ara blog yazarları buluşması düzenlemeyi düşünmüştüm ama o dönemde pek bilinirliğim yoktu.
Belki bir gün sen, ben ve Onur bir çay içeriz. Olmayacak bir iş değil ya..
Adana’da yaşıyorum. Yolun düşerse mutlaka görüşmek isterim. 🖐️
12 ay Mersin’de kaldım. Adana’da sıkça uğradığım bir şehir, bana yabancı değil. Umarım bir gün yollarımız kesişir.
Bu arada site gün içerisinde teknik bir yükseltme alacak. Yorumun silinebilir. Silinmemesi için arkadaşlara rica edeceğim ama silinirse de şimdiden özür diliyorum.